Gaspar Noé’nin Vortex’i: Bellek, Zaman ve Kaçınılmaz Son Üzerine
- somepeople

- 29 Mar 2025
- 4 dakikada okunur

Vortex, Françoise Lebrun ve Dario Argento gibi iki ünlü ismi başrollerde bulunduruyor. Film, yaşlı bir çiftin Paris'teki evinde geçirdikleri son günleri konu alıyor. Birinin demans hastalığına yakalandığı bu süreçte çiftin içinden bulunduğu girdabın bir yansıması olarak bir aile draması sunuluyor. Bu girdap benzetmesi filmin ismini taşıyan Vortex (girdap) ile de bağlantılıdır.
Film bizi “A tous ceux dont le cerveau se decomposera avant le coeur” cümlesiyle karşılıyor. Yani Noe bu filmi “Zihinleri, yüreklerinden önce çürüyecek herkese” adamıştır. Yönetmen bu bir cümle ile açılış tekniğini birçok filminde kullanmıştır. Kimisinde bir manifesto olarak kimisinde de aslında izleyicinin neyle karşılaşacağını uyarmak için sunmuştur. Açılış (prolog) sahnesi bize film hakkında aslında oldukça fazla şey söylemektedir. İlk olarak doğal ortam seslerinin yoğun bir şekilde kullanılması izleyicinin dikkatini çekmektedir. Bu kullanımın yönetmen tarafından özellikle seçildiği açıktır ve izleyiciye bundan sonra izleyeceklerinin teatrallikten olabildiğince uzak ve gerçek hayatta rastlanabilecek kadar gerçekçi olacağının ön gösterimini yapma amaçlıdır. Açılışta karakterler arasında şu şekilde küçük bir diyalog geçer; ‘Hayat bir rüya, değil mi?’, ‘Rüya içinde rüya’. Bu kısa diyalog Noe’nin önceki filmlerine atıf niteliğinde kullandığı bir araçtır. Bu atıf ayrıca Argento’nun canlandırdığı karakterin ‘sinema ve rüya’ üzerine yazan bir yazar olmasında da kullanmıştır. Açılışı bitirmek için kullanılan müzik filmin içeriğini destekler niteliktedir. Fransız müziğinin bilinen sanatçılarından olan Françoise Hardy’ nın Mon Amie La Rose şarkısı video klibiyle birlikte kullanılmıştır. Şarkının sözleri gün ağarırken doğan, gece olduğunda yaşlanan ve sabah ölen bir gülü anlatmaktadır. Yani hayatın geçip gidiciliğinin şarkısıdır. Noe bu şarkıyı tesadüf eseri kullanmamıştır. Bize birçok filminde olduğu gibi kendi idealini bir manifesto olarak aktarmak ve birazdan izleyeceğimiz şeyi bu çerçevede düşünmemiz için kullandığı bir araçtır. Ayrıca açılışta dikkat edilmesi gereken diğer bir nüans ise oyuncuların ve yönetmenin isminin doğum tarihleriyle birlikte verilmesidir.

Yaşlı bir çiftin günlük rutinlerine odaklanan film, yavaş tempolu bir anlatıma sahip. Filmin karakterleri emekli bir terapist ve demans hastası bir kadın olan Anne karakteri (Françoise Lebrun) ve bir sinema eleştirmeni olan Baba karakteridir (Dario Argento). Karakterler "O" (Fransızca "il" ve "elle" anlamına gelen "he" ve "she"nin cinsiyete göre ayrımı) şeklinde bahsediliyor. Dolayısıyla bu karakterlerin birer adı yok, çünkü adların bir önemi bulunmamakta.
Filmin genel tasarımı ve oyuncuların olabildiğince az ve hayatın içinden, doğaçlama diyaloglar kurmaları ânın doğal gerçekliğini mümkün olduğunca yansıtmaya odaklanmış. Görsel seçimler de bu amaca hizmet ediyor. İkiye bölünmüş ekran tekniği, filmin ilk bakışta dikkat çeken özelliği olmakla birlikte, asıl amacı budur. Kurgusal bir hikâye anlatmak yerine, yan yana, paralel iki karede eşzamanlı bir şekilde izliyoruz neredeyse tüm filmi. Paralel kadrajlar bazen birbiriyle kesişiyor, bazen karşı açılar oluşturuyor ve hatta iç içe geçebiliyorlar. Bu biçimsel tercih, akış halindeki zamanı mümkün olduğunca bütüncül bir şekilde belgelemeyi amaçlıyor ve ayrıca karakterlerin duygusal değişimlerini, yüz ifadelerini ve iç düşüncelerini net bir şekilde görmemizi sağlıyor.
Filmin içinde bulunduğumuz ev, çiftin ortak bilinci haline gelmiştir. Anıları, eşyaları biriktirdiği ve hatta istiflediği bir yerdir. Fakat yıllar içindeki birikimler, artık hata vermeye başlamış bir bilinçaltını temsil etmektedir. Eşyalardan fotoğraflara kadar uzanan her şey, tarihin bir dönemini yansıtan geçmişe kapı aralayan detaylardır. Ancak karşımızdaki kadın, geçmişi hatırlamak istemeyen biri olarak belirir. Fotoğraf çerçevelerini ters çevirerek, hafızasını tazeleme ihtimali olan bu detayları bile reddeder. Filmde Noé’nin diğer filmlerinin aksine daha sakin renkler kullanılıştır. Özellikle dikkat çeken renk ise açılış ve kapanış sahnelerinde kullanılan renklerdir. Ölümü ve hastalığı çağrıştıran açık yeşile çalan renk (Bu renk cesetleri örten bezle aynı renktir) filmin genel atmosferinin yansıtan niteliktedir.

Filmde yaşlı çiftin oğlu Stéphane (Alex Lutz) önemli bir karakterdir çünkü Stéphane ilerleyen dakikalarda yaşlı çiftin hayatında önemli kararlar almak isteyecektir ve çiftin yaşadıkları ev dışında tek ortak noktası, bağı olarak konumlandırılmıştır. Fakat o da tıpkı anne ve babası gibi pamuk ipliğinde ve girdabın içinde bir hayat yaşamaktadır.
Film başında da vadettiği gibi bitişe uzanan bir çizgi üstünde ilerler. Annenin hastalığın gitgide kötüleşmesiyle babanın evdeki alanın anne tarafından gasp edilmesi ve keza babanın sağlık durumun yerinde olmaması ve bakıma muhtaç bu çiftin bu sıkışıklığın içinde yaşama çabası Noe tarafından oldukça rahatsız edici sahnelerle anlatmıştır. Devasız bir hastalığın ağında olan anne eşine ve çocuğuna “Burada ol!” çağrısı yapmasına karşın çocuğunun babanın ölümü sorası yoluna koymaya çalıştığı hayatının iplerini bırakmasıyla annesini de bırakmış olması ve babanın zaten hiçbir manada annenin yanında olmayışı annenin kaçınılmaz sonunu ve ortak bilincin elde tutulma çabasının sonunu getirmiştir.
Film kapanış sahnesinde çiftin yaşadığı ev tıpkı annenin zihni gibi boşalmış olarak gösterilmiştir. Film boyunca sıkışık, dar, anılarla dolu görünen o evin bu şekilde boş resmedilmesi izleyicide ister istemez bir rahatlama hissi yaratmasının yanında sahne arkasında kullanılan müzikle beraber hüzün ve umutsuzluk hissi yaratmaktadır. Çünkü sahne arkasında derinlerden gelen şarkı açılışta çalan şarkıyla aynıdır. Film sonunda oyuncuların doğum tarihleriyle aslında filmin karakterlerini ölüm tarihleri olduğu var sayılan tarihler kullanılmıştır. Yönetmen bunu belki de oyuncularla karakterleri özdeşleştirmek için ve filmin başındaki şarkıda bahsi geçen doğum ve ölüm temalarının devamı niteliğinde olması için kullanmıştır.
Bu film hakkında Gaspar Noé’nin diğer filmlerine kıyasla daha durağan ve sakin olduğunu söyleyebilirim fakat her filmde olduğu gibi Noé burada da rahatsız edici ögelere yeterince yer vermiş. Diğer Noé filmlerine kıyasla bu filmde daha fazla çıkarıma varabildiğimi fark ettim. Bunun sebebinin Noé’nin bu kez seyirciyi manipüle etmek yerine anlatmak istediği bir derdi olduğunu düşünüyorum ve bunu da yine kendinden ögeler kullanarak kendine has yapıyor.



Yorumlar